RÖDÖVANS SÖZLEŞMESİ – MADEN KANUNU

RÖDÖVANS SÖZLEŞMESİ – MADEN KANUNU

I. RÖDÖVANS SÖZLEŞMESİ

A) TANIMI 

Rödövans kelimesi Latince “Reditus” kelimesinin Türkçe karşılığıdır. Reditus, gelir, irat kelime kökünden günümüz Fransızcasına “redevance” olarak yerleşmiş, Türkçe’ye ise bu kelimenin Türkçe okunuşuna uygun olarak girmiş ve pek çok güncel Yargıtay kararında da bu isimle anılmıştır. 

Mevzuat anlamı bakımından rödövans sözleşmesi, ruhsat sahalarındaki madenlerin üretilerek değerlendirilmesi amacıyla tüzel kişilere tasarruf hakkı sağlamak üzere ruhsat sahasının tamamı ya da bir kısmı için ruhsat sahiplerinin bu kişilerle yapmış oldukları sözleşmeleri ifade eder.

B) RÖDÖVANS SÖZLEŞMESİNİN HUKUKÎ NİTELİĞİ

Rödövans sözleşmesinde, ruhsat sahibinin edimi, sahibi olduğu maden işletme hakkını belirli bir süreliğine rödövans verene devretmek, rödövans verenin de bunun karşılığında edimi, belirli miktarda üretim yapmak ve üretilen miktar üzerinden ruhsat sahibi tarafından kesilecek rödovans faturası karşılığında ödeme yapılmaktır. Bu sebeple, rödövans sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen rızaî bir sözleşmedir. Ayrıca, rödövans sözleşmesi, ruhsat sahibinin edimi bakımından sürekli edim borcu, rödövans verenin edimi bakımından ise ani edim borcu yükleyen bir sözleşme olarak ifade edilebilir.

Rödövans sözleşmesinin tarafları arasında çıkan uyuşmazlıklar açısından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 357. maddesinde düzenlenen ürün kirasına ilişkin hükümlerkıyasen uygulanmaktadır.

Ürün kirası, Türk Borçlar Kanunu’nun (‘’TBK’’) 357 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan bir kira sözleşmesi türüdür. Bu sözleşmeye göre, kiraya veren, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlenmektedir. Yargıtay, rödövans sözleşmesinin TBK’nın 357. maddesinde düzenlenmiş olan ürün kirasının özelliklerine sahip olduğunu belirterek rödövans sözleşmesine ürün kirasına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği yönünde içtihat geliştirmiştir.

II. RÖDÖVANS SÖZLEŞMESİNDE ŞEKİL ŞARTLARI  

“Sözleşmelerde Şekil” başlıklı TBK.m.12 uyarınca, sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Yani, Türk hukukunda, sözleşmelerde şekil açısından sözleşme özgürlüğü ilkesinin benimsendiğini ve kanunda aksi düzenlenmedikçe şekil serbestisi ilkesinin geçerli olduğu ifade edilmelidir. Ancak 3213 sayılı Maden Kanunu Ek Madde 7 kapsamında ‘’Ruhsat sahipleri ile üçüncü kişiler arasında rödövans sözleşmeleri Genel Müdürlüğün (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) iznine tabidir. İzin alınmaksızın yapılan rödövans sözleşmesi ile yürütülen madencilik faaliyetleri durdurulur. Genel Müdürlük rödövans sözleşmelerinin tarafı değildir.‘’ denilmek suretiyle yapılan sözleşmelerde Genel Müdürlük izni bir şekil şartı olarak öngörülmüştür. Aynı zamanda Maden Yönetmeliği m.101-f/1 kapsamında rödövans sözleşmelerin Genel Müdürlük iznine tabi olduğu yinelenmiştir. 

III. RÖDÖVANS SÖZLEŞMELERİNİN KAYIT ZORUNLULUĞU 

Maden Yönetmeliği’nin ‘’Rödövans İşlemleri’’ başlıklı 101 maddesi, 2. fıkrasında: 

Maden işletme ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmı veya tamamı için üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinin ve bu sözleşmelerde yapılan değişikliklerin, devir ve intikal işlemlerinde, bilgilendirme amacıyla Genel Müdürlüğe verilmesi ve maden siciline bilgi amaçlı şerh edilmesi zorunludur.Genel Müdürlük hiçbir şekilde rödövans sözleşmelerine taraf değildir. denilmektedir. Mezkur madde hükmünde açıkça anlaşılacağı üzere taraflarca imzalanan rödövans sözleşmesinin Genel Müdürlüğe ibrazı ile maden siciline bilgi amaçlı şerhi zorunlu olmaktadır. 

 Maden Kanunu Ek. 15. madde de ‘’ Bu kanun kapsamında işletme izni veya Genel Müdürlükçe izin verilmiş rödövans sözleşmesi olmaksızın mücavirdeki sahalara taşmalar hariç olmak üzere,  maden ocağı açılması, maden üretilmesi veya faaliyetleri durdurulmuş maden sahalarında üretim faaliyetlerinin durdurulmasına sebep olan durumların düzeltilmesi ve/veya işletme güvenliğine yönelik faaliyetlerin dışında üretim faaliyetinde bulunulması fiillerini işleyenlere üç yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir. Bu suçlardan hüküm giyenler, infazın tamamlanmasından itibaren on yıl boyunca madencilik faaliyeti yapamazlar.’’ denilmek suretiyle izin alınmış rödövans sözleşmesi olmadan üretim faaliyetlerinde bulunulması hallerinde ağır müeyyideler öngörülmüştür.  

Ayrıca yine Maden Yönetmeliği m.101-f/5’te ‘’Rödövans sözleşmelerinde sözleşmenin bitiş tarihi, muhtemel süre uzatımları dahil gün/ay/yıl olarak belirtilir. Aynı alanda kot/kat farklılığı olsa dahi birden fazla rödövans sözleşmesi yapılamaz.’’ denilerek rödövans özleşmelerinin bitiş tarihinin gün ay ve yıl olarak açıkça belirtilmesi gerektiğiifade edilmiştir. 

Bununla beraber şerh edilen rödövans sözleşmeleri tarafların birlikte talep etmeleri halinde maden sicilinden silinebilecekse de tek taraflı silinme taleplerinin kabul edilmediği ve de süresi sona eren rödövans sözleşmelerinin maden sicilinden silineceği Maden Kanununda açıkça ifade edilmiştir. 

IV. RÖDÖVANS SÖZLEŞMESİNİN MALİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ 

Rödövans sözleşmesinde, çıkartılan cevher rödövansçıya ait olmakta, bunun karşılığında ise ruhsat sahibi tarafından, rödövansçıya çıkartılan cevher üzerinden taraflarca mutabık kalınacak bedel üzerinden rödövans bedeli (royalty fee) kesilmektedir. Söz konusu rödövans bedelinin belirlenmesinde tarafların iradeleri esastır.  Önemle belirtmek isteriz ki, uygulamada çıkartılan cevher bedelinin ruhsat sahibi tarafından rödövans hizmeti karşılığında ocak başı satış bedelinden indirim yapılarak satış yaptığı görülmektedir ki bu husus rödövans sözleşmesinin hukuki niteliğine aykırıdır. 

Ayrıca maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişiler ile yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde , bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili, idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya yüklenmiş, ruhsat sahibine bu anlamda bir sorumluluk yüklenmemiştir. Anılan sebeple ruhsat sahibi asıl işveren olarak kabul edilmeyeceği için rödövansçının işçilerinin ücret, ikramiye, prim, yıllık izin v. İş Kanunu’ndan kaynaklı alacak taleplerinden sorumlu olmayacaktır. Ancak bu durumda bile ruhsat sahibinin Maden Hukukundan doğan sorumlulukları ortadan kalkmayacaktır. 

Tüm bunlara ek olarak rödovans sözleşmeleri kapsamında ödenmesi gereken devlet harçları ile ruhsat yenileme harçlarının rödövansçı tarafından ödeneceğini öngörülmüştür. Maden sahasında yaşanacak kaza vb. durumlarda ruhsat sahibi ile rödövansçının müteselsil sorumlu olacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. 

V. RÖDÖVANS SÖZLEŞMESİNİN YAPILAMAYACAĞI HALLER 

Maden Yönetmeliği’nin açık hükmü gereği olarak rödövans sözleşmesi, kamu kurum ve kuruluşları ile iştiraklari hariç yeraltı kömür işletmelerinde yapılamayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşları ile iştiraklerinin yer altı kömür işletmelerinde aynı alan içinde, kot/kot farklılığı olması, giriş, çıkışları ve havalandırmalarının birbirinden bağımsız olması halinde ise birden fazla rödövans sözleşmesi yapılabilecektir.  

Ayrıca 3113 Sayılı Maden Kanunu Ek. 7. madde de sayılan kurumlar dışında yer altı kömür işletmelerinde maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişiler ile üretim faaliyetlerine dönük rödövans sözleşmesi yapamayacakları açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. 

VI. DAİMİ NEZARETÇİ VE TEKNİK ELEMAN İSTİHDAMI 

Daimi nezaretçi Kanunda geçen tanımıyla, işletmenin teknik ve emniyet yönünden nezaretini yapan sorumlu ve yetkili maden mühendisidir. Daimi nezaretçinin istihdamıyla ilgili Maden Yönetmeliği’nin 123. maddesinde ; 

Daimi nezaretçisi olmayan maden işletme ruhsat ve hammadde üretim izin sahalarında, maden işletme faaliyeti yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. 

Yine ilgili yönetmeliğin 123. maddesinin 2. fıkrasında : 

‘’Ruhsat sahibi, hammadde üretim izin sahibi, rödövansçı veya faaliyeti gerçekleştiren tarafından daimi nezaretçinin atanması, Genel Müdürlük onayı ile tamamlanır. Ancak, bir ruhsat sahasında rödövans sözleşmesinin bilgi amaçlı maden siciline şerh edilmesi için yapılan başvuru ile birlikte, daimi nezaretçi atanma talebinin de ruhsat sahibi ve rödövansçı tarafından birlikte yapılması zorunludur. Ruhsat sahasında rödövansçı bulunması veya hammadde üretim izin sahasında faaliyeti gerçekleştiren bulunması halinde, atanması müştereken veya münferiden talep edilebilir, daimi nezaretçi atamasında anlaşmazlığın olması durumunda ise ilgili taraflardan birinin talebi üzerine daimi nezaretçi atanabilir. Ruhsat veya hammadde üretim izin sahasında birden fazla daimi nezaretçi atanabilir. Atanan daimi nezaretçi; ruhsat sahibi, hammadde üretim izin sahibi, rödövansçı veya faaliyeti gerçekleştiren tarafından istihdam edilebilir.’’ denilmektedir. Dolayısıyla rödövans sözleşmelerinin bilgi amaçlı maden siciline şerh edilmesi ile birlikte ruhsat sahibi ile rödövansçı tarafından daimi nezaretçi atanma talebinin de birlikte yapılması gerekmektedir. 

Maden, jeoloji, jeofizik ve ihtiyaç halinde harita ve kadastro mühendisleri ile diğer mühendisler, görev aldıkları sürelerde daimi nezaretçinin önerileri doğrultusunda işletmedeki faaliyetlerin projesine uygun olarak yürütülmesini sağlamak üzere ‘’teknik eleman’’ olarak görevlendirilebilirler. 

Teknik eleman, ruhsat sahibi veya hammadde üretim izin sahibi tarafından görevlendirilir. Ancak, ruhsat sahasında rödövansçı bulunması veya hammadde üretim izin sahasında faaliyeti gerçekleştiren bulunması halinde ise birlikte görevlendirilebilir.

Teknik eleman bulundurmak esasen zorunlu olmamakla birlikte istisnai hallerde teknik eleman bulundurma zorunluluğu Maden Yönetmeliği’nin 131. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili yönetmelik maddesine göre ; 

‘’Madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü vardiyalı çalışılan işletmelerde çalışan sayısı, vardiyada seksenin altında ise her vardiyada bir maden mühendisi istihdam edilmek zorundadır. Ancak her vardiyada seksen çalışana biri maden mühendisi olmak üzere en az iki teknik elemanın istihdam edilmesi zorunludur.’’ denilmektedir.

Teknik eleman istihdam şartının oluştuğu ancak teknik eleman istihdam edilmediğinin tespiti halinde teknik eleman istihdamı için on beş gün süre verilmekte, bu sürede teknik eleman istihdamı yapılmaması durumunda  Maden Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince işlem tesis edilmektedir.

Saygılarımızla,

Av. İbrahim Kürşat DOĞAN

DKND HUKUK BÜROSU